ABD’de Kaç Tane Araba Var? Hadi Bir De Bunu Hesaplayalım!
Bir sabah İzmir’de, kahvemi alıp pencereye baktım. Dışarıda, o muazzam kalabalık, o şehrin kaosu, o trafik… 25 yaşındayım ve işte, bir şekilde hayatı hala çözemedim ama şunu fark ettim: İnsanlar sürekli “Bu şehir çok kalabalık” diye şikayet ederken, dünyanın diğer ucundaki Amerika’da da benzer bir şeyler oluyor olabilir. Yani, bu sorunun cevabını çok merak ettim: ABD’de kaça araba var?
Hadi gelin, bu soruya hem mizahi hem de biraz fazla kafa patlatarak, sıradışı bir bakış açısıyla yaklaşalım. Tabii, yeri geldiğinde İzmirli ben de devreye girerim.
—
ABD’de Araba Sayısı: 270 Milyon… Peki Ya Daha Fazlası?
Araştırmalara göre, ABD’de yaklaşık 270 milyon araba varmış. Hadi, bu rakamı duydunuz ve “O kadar mı?” diye düşündünüz. Hadi, bu sayıyı bir de şöyle düşünelim: ABD’de 300 milyon insan yaşıyor ve neredeyse her iki kişiye bir araba düşüyor. Tamam, bu sayı fazla ama abarttık mı? Çoğu Amerikalı, adeta arabalarını bir uzuv gibi kabul ediyor. Gözümüzün önüne gelen şehirlere bakınca, adeta “Arabalar her şeyin başı” gibi bir imaj oluşuyor.
Yani, bir nevi araba adeta bir “arkadaş” olmuş! Ama acaba bizim memlekette, İstanbul’da, İzmir’de bu kadar araba olsa ne olur? Trafik zaten içinden çıkılmaz bir hal almaz mı? Durun, önce bir Amerikalı gibi düşünelim…
—
Bir Amerikalı Olmak: “Hayatımda arabam olmasa ne yaparım?”
Amerika’da araba sahibi olmak, bir bakıma özgürlük simgesi. Amerikalılar, arabalarına o kadar bağlılar ki, bazen buna “arabaya aşık olmak” diyenleri duydum. Ya da ne bileyim, birinin arabasına “babasının arabası” diye hitap etmesini.
Düşünün, Amerika’nın her köşesinde arabalar için park alanları var. Neredeyse her evin garajında, bir çiftlikte iki araba, hatta bazen “araç bağı” gibi alanlar olabiliyor. Düşünsene, bana gelen arkadaşım Sabri’yi… “Beni seninle tanıştırayım, işte bu benim arabam ‘Max’. Max, seni de tanımanı bekliyordu.” Neyse ki bizim gibi “minimalist” kafalar henüz yayılmamış.
—
İç Ses: “Sürekli Düşünmeden Olmaz… Ama Bazen Araba da Gereksiz”
Hadi şimdi kendime bir itiraf yapayım: Benim de arabam olsa, her sabah, araba ile işe gitmeyi daha cazip bulabilirdim. Ama bir yandan, evin önü trafiğe girip, arabayı park edebilmek için bir saat uğraşmak da tuhaf değil mi? “Vallahi ben buradayım, park etmek için gerçekten bir saat mi harcayacağım?” sorusu kafamı kurcalıyor.
Öte yandan, ABD’de arabanın önemi farklı. İnsanlar arabalarına ruh katıyorlar. Araba ile yapılan tatiller, cross-country yolculukları, hatta bazen arabada kalma serüvenleri… Buradaki “araç bağımlılığı”, bir nevi hayatta var olma durumuna gelmiş. Ben de diyorum ki: Belki bir araba sahibi olmak, bir özgürlük simgesidir, ama bazen arabanın direksiyonunda, trafikteki öfkeyi de görmüyor musunuz?
—
ABD’de Araba Kültürü: “Büyükler Hep Büyük Olur”
Amerika, “büyük olmalı” kültürünü arabalarında da gösteriyor. Bu da demek oluyor ki, SUV’ler, pick-up’lar ve devasa 4×4’ler orada normal. Sokakta o kadar çok büyük araba var ki, bazen küçük bir arabada oturmak “gizli bir sıkıntı” halini alabiliyor. Ama bu durum bizim için de geçerli. İzmir’de küçük bir aracın içine sıkışmışken, bazen büyük arabalara bakıp “Neyim eksik ki?” diye iç geçirdiğim olmuyor değil.
—
Bir Yanda Trafik, Diğer Yanda Park Sorunu: “Düşünmeden Olmaz”
Biliyorsunuz, her sabah işe giderken veya arkadaşlarla buluşurken, hemen bir tane park yeri arayışına giriyorum. İşte bu da bana ABD’deki o park sorununu hatırlatıyor. “Yahu ben bu arabayı nasıl park edeceğim?” sorusuyla her gün karşılaşıyorum. Ne zaman park yeri bulsam, hemen o yeri korumaya alacak kadar kendimi “parking warrior” hissediyorum.
Hatta park yeri bulduğumda, adeta bir zafer gibi hissediyorum. Ama bu park yeri için saatlerce çırpınmayı da kimse istemez, değil mi?
—
Bir Felsefi Düşünce: “Araba Olmasa Ne Olurdu?”
Amerikalılar, arabalarına o kadar bağlılar ki, bir gün aniden arabasız kalacak olsalar, “Vay be, hayatımın anlamı kayboldu” diyecek gibiler. Halbuki bizim gibi şehir insanları için, bazen arabasız olmak bir rahatlık, özgürlük hissi. Ne zaman arabasız bir gün geçirmeye çalışsam, işte o zaman iç sesim devreye giriyor: “Zaten arabayı neden almak istedim ki, ya da almak zorunda mıyım?”
Evet, bir arabaya sahip olmanın tabii ki avantajları var, ama bazı şeylerin karmaşasını görmek de bir o kadar öğretici. Bir yanda trafikteki delilik, park sorunu ve şehre yayılan araba kültürü… Öte yandan, “yavaş ve huzurlu” yaşama fikri. Ah, işte burada işler karışıyor.
—
Sonuç Olarak: ABD’de Kaç Araba Var? Kimse Gerçekten Bilmiyor!
ABD’de tam olarak 270 milyon araç var. Ama bu rakam biraz şaşırtıcı, değil mi? Hem Amerika’da yaşayan, hem de buradaki hayata yabancı olan ben, kafamda bu sayıyı pek çözemedim. Yani, bir kişi üç arabaya mı sahip oluyor? Kimse “yoksa” gerçekten de “bir araba” almayı, bu kadar derinlemesine düşünür mü?
Sondan bir önceki paragrafı düşündükten sonra şu gerçek ortaya çıkıyor: Araba bir gereklilikten fazlası, bazen bir yaşam tarzı. Ama biz, her türlü “şehir insanı” olarak, trafikteki karmaşaya girmemek, park yeri sorunu olmadan bir yürüyüş yapmak daha çekici buluyoruz. Kendi arabamı alırım ama önce bir küçük düşünmem lazım.
Evet, belki birkaç yıl sonra biri bana “Hadi, bu arabayı al!” dediğinde ne yapacağım bilmiyorum, ama şu an gerçekten düşünmeye değer.
—
Hadi, siz ne düşünüyorsunuz? ABD’deki araba sayısı hakkında düşündükleriniz neler? Bence bu sayı kesinlikle başka bir yazının konusu, değil mi?
Bu içeriğimizin sonuna geldik. Lakens olarak “ABD’de kaç tane araba var” hakkındaki sorularınızı yorumlarda paylaşabilirsiniz.